top of page

Zihin ve Ruh

  • revnacerenaras3
  • 28 Oca
  • 2 dakikada okunur

Başlık kulağa garip gelebilir. Bu yazı zihnimizdeki düşüncelerin ruh ve beden sağlığımıza olan etkisi üzerine. Bilimsel bir çalışmadan direkt referans göstermeksizin okuduğum bölüm olan psikolojide yaşadığım farkındalıklardan ve kendi gözlemlerimden bahsedeceğim.

İlk olarak, zihnimiz hiç durmadan konuşan öbür organlarımızın aksine her an her saniye bize varlığını hissettiren bir durumda. Bunun yanında vücudumuz ve ruhumuz bazen bu zihin yoğunluğunu kaldıramıyor. Böylece yoruluyor, hastalanıyor ya da kendinde ve yaşama öfkeli bireyler olup çıkıyoruz. Ben aslında bu yazıya tam olarak böyle zihnimi susturamadığım bir anda başladım. Anlaşılamama ya da yanlış anlaşılma, kaygı, uykusuzluk hepsi bir anda sardı zihnimi. Biz zihni susturmaya çalıştıkça da o daha çok konuşmak istiyor sanki. Oysa zihnin sağlıklı hali belki de konuşması. Bana göre zararlı olan zihnimizin, sağlıklı ve anlayışlı bir dilden uzaklaşıp maruz kaldıklarını sayıp dökmeye başlaması. Kendimizi dönüştürmek için ilk önce orada durup dili değiştirerek başlayabiliriz.

Nasıl ki bir çocuk gelişimi esnasında maruz kaldığı dilleri algılar ve konuşur, zihnimize de öğrenmesini istediğimiz dilleri vermeliyiz belki de.

Günümüz dünyasında kendimizi suçlamak ya da sağlıksız düşünceler etrafında kısır döngüde kalmak çok kolay. Nitekim günümüzde insanların birbirine çok kolaylıkla hakaret edebilmesi agresif dili pekiştirdi. Hiç farkında olmadan biz de eleştirdikçe o sesi alıp içimizdeki öfke ile besledik. Sonuçta ne kendimize ne de başkasına şefkatli sesimiz çıkmaz oldu. Ölü diller gibi, artık şefkatin ve anlayışın sesi.

Peki bizim çok eleştirdiğimiz kendi düşüncelerimizle kavga ettiğimiz zihnimiz, bizi sakinleştiren olgun ve şefkatli yetişkin sesine maruz kalmadıysa nasıl o dille konuşabilir ki? 

Sağlıklı bir ruh ve zihin için kendi kendimize yeterli sevgiyi vermeli ve o şefkatli sesle aramızı iyi tutmalıyız diye düşünüyorum. Bazı anlarda insan belki dünyadaki herkesten çok kendini suçlayıp yargılıyor. Eğer kendisinin suçlu olduğuna ikna olursa bütün olumsuz sonuçlar meşru ve kabul edilebilir geliyor. Tabii ki, bunda deneyimlerimiz çok önemli. Kurduğumuz arkadaşlıklar, duygusal ve ailevi ilişkilerimiz, topluma bakışımız gibi bir çok kavram bizi kavgayla ya da barışla yaşatıyor. Hayatın kavgasında olan insanlarsa tahmin ettiğimizden daha bile çok zarar verebiliyor bize. Bana göre şefkatli sesin, anlayışın olmadığı ortamlar ve ilişkiler insanın farkında olmadan ben kendimi sevmiyorum deme biçimi.Belki de insan ilişkilerinde herkesin bize uygun olmayabileceğinin kabulünde olmamız gerekiyordur. Sağlıklı bir ruh bence bunu da gerektiriyor. Ne yazık ki bazen sevgi, güzel paylaşımlar aradaki engelleri aşmaya yetmiyor. Kendi değerimizin farkında, sağlıkla ruhen ve zihnen büyüyüp geliştiğimiz güzel günlere diyelim. Sizi seviyorum. Sevgiyle

Yorumlar


bottom of page